|
EMEKLİLİĞİN
FİNANSMANI
Handan Bayındır, Forbes, Ekim 2006
Nedeni emeklilik yatırımı, kârlı bir iş veya romantik hayaller olabilir. Kesin
olan şu ki, yüzlerce yıllık geçmişe sahip bağcılık yeniden gözde oldu.
“Hatta üzüm bağı kurmak isteyen bile var!…” Beş yıl önce kaybettiğimiz Güven
Nil’in hayretle sarfettiği bu cümlenin tarihi 1998. Bankacılıktan bağcılığa
geçen Nil, Doluca Şarapları sahibi Ahmet Kutman’la Sarafin bağlarını kurarken ve
aynı adla kalite şarap üretirken Türk şarapçılığının mihenk taşı olacağını
tahmin etmiş olmalı. Zira Gelibolu’da Chardonnay ve Cabernet Sauvignon
yetiştirmek Türk bağcılığında ilkti ve sonuç mükemmeldi. Onun tahmin edemediği
belli ki bağ yatırımına giderek artan ilgi oldu.
Türkiye dünyanın beşinci büyük bağcılık ülkesi. Toplam bağ alanı 540 bin hektar
ve yıllık 3 milyon 600 bin ton üzüm üretimiyle dünya altıncısı. Şarap üretimi 70
milyon ton ve bu rakam dünya şarap üretiminin binde 1’ini oluşturuyor. Fransa’da
58 litre olan kişi başına yıllık şarap tüketimi Türkiye’de 0,9 litre. Dünyada
şarap üretiminde “fazla” olduğu biliniyor. Bu nedenle AB’nin ilerleyen
tarihlerde Türkiye’den bağ dikilmemesini talep edebileceği görüşü giderek
kuvvetleniyor. Ancak rakamlar ne söylerse söylesin, Türkiye’de önlenemez bir
bağcılık modası var. Talep öyle güçlü ki, Bozcaada’dan Gelibolu Yarımadası’na,
Şirince’den Çeşme’ye kadar olan bağcılık bölgelerinde dönümü en az 10 bin YTL’ye
(yaklaşık 7 bin dolar) bağlar satılıyor. Ziraat Mühendisi Tülay Şahin’e göre iyi
bir bağdan dönüm başına ortalama bin –1.500 YTL değerinde kaliteli şaraplık üzüm
alınabiliyor.
Emekliliğin Finansmanı konulu çalışmasıyla TÜGİAD’dan Ekonomi Ödülü alan İşletme
Doktoru Çağatay Ergenekon, iyi bir bağ, zeytinlik ya da cevizliğe sahip olmanın
en iyi gelecek güvencesi olduğu görüşünde. Ergenekon’a göre “Kuruluş safhası son
derece masraflı ve meşakkatli olsa da bu tür zor ve geç yetişen bitkiler bir kez
toprağa tutundukları zaman onyıllar boyunca giderek artan kalitede ürün verip
düzenli gelir sağlar.” Kendisi de Gelibolu Yarımadası’nda bağ sahibi olan Dr.
Çağatay Ergenekon, ikinci – üçüncü seneden itibaren her yıl mahsul vermesinin,
asmayı alternatiflerine kıyasla avantajlı kıldığını belirterek “Kaliteli üzümün
alıcısı her zaman olmuştur, olacaktır. Üzümü değerlendirmek için butik ölçekte
bir şaraphane tesis edilip kaliteden ödün vermeden şarap üretimi yapılırsa
bağdan elde edilen nihai gelir kat kat artar. Bütün bu sürecin fevkalâde keyifli
olduğu da düşünülürse, bağ sahibi olmaktan daha rasyonel uzun dönemli yatırım
zor bulunur” diyor. Bu işin kitabını yazmış birini bulmuşken, kaç dönüm bağın
iyi yatırım olacağını da öğrenmekte fayda var. Ergenekon’a göre, “Bağda en uygun
ölçek, bakabileceğiniz ölçek.” Zaten sırf bu nedenle 94 ve 26 dönümlük iki bağa
sahip olan Ergenekon, küçük olanı satma kararı vermiş.
Ziraat Mühendisi Tülay Şahin ise ölçek konusuna şöyle bir açıklama getiriyor.
“Bağcılık dışında şarap üretimi de yapacaksanız, yıllık bazda kazancın tatmin
edici olması için 80 dönümden aşağı olmaması gerek.”
Türkiye’nin en büyük sanayi tipi yay fabrikası Maktel’in Yönetim Kurulu Başkanı
Deniz Çınaroğlu’nun bu hesaplarla işi yok. O, “Kendi bağımın üzümünü yemek için
aldım” diyor Bozcaada’daki dokuz dönümlük bağı için. Çavuş ve Karalahna yetişen
bağdan, Çınaroğlu’nun yediklerinden arta kalan üzümler ise “komşu şaraphaneye
satılıyor.”
Barkon Denizcilik’in ortaklarından Yakup İçgören’in Şirince’de 25 dönümlük bağı
var. Arazi olarak alıp bağ yatırımı yapan İçgören, Şirince’de yeni yeni bağlar
dikildiğini ancak satılık bağ olmadığını söylüyor. Kendisini bağ sahibi yapan
ise “tarıma olan ilgisi.” “Bağ sahibi olmak uzun vadede akıllı bir yatırım”
diyen İçgören’e göre “Öyle bir şey ki, şarap yapmasanız bile bu hep bir hayal
olarak kalıyor. 52 yaşımdayım ve bir bağın insana hayal kurdurması bile hoş.”
Yakup İçgören’in hedefi dönüm başına 600 kilo üzüm almak. “Bağdan ne kadar az
ürün alırsanız kalite o kadar artar” diyor. Alıcıların artık bağı yıl boyu
izlediğini ifade eden İçgören, “Butik üretici üzüm kalitesinde çok hassas.
Fabrikalar ise kamyonu dayar, alır üzümü” diyor. Sevilen Şarapları Yönetim
Kurulu Üyesi Enis Güner, Yakup İçgören’i doğrularcasına “Doğru üretimin
yapıldığı bağda üzüm kalmaz” diyor. Enis Güner’in bağcılık tanımlaması ilginç:
“Bu iş peyzaj mimarlığıdır. Bir milyon asmanız da olsa her birine evinizde
yetiştirdiğiniz nadide çiçeğinize harcadığınız emeğin aynısını vermek
zorundasınız.” Güner’in bağcılık yatırımına giren ve yüksek kazanç hayali
kuranlara bir uyarısı var: “Bu yıl hasadın keyfi yok ÖTV artışının etkileri
şimdi hissediliyor. Artan şarap fiyatlarına paralel, satışlarda %40’a varan
düşüşler yaşandı. Üreticilerde şarap stoğu oluştu. Mesela biz geçen seneye göre
yüzde 30 daha az üzüm alacağız.” Söylenenlerden anlaşılıyor ki, bağ yatırımı
yaparken küresel ekonomiden “içeride” neler olduğuna kadar her detayı düşünmek
gerekiyor.
34 yaşındaki inşaat şirketi sahibi Cahit Gürkan bu yıl 30 dönüm Cabernet bağı
dikerken tüm bunları göz önünde bulundurmuş. “Zaten bu nedenle Fransa’dan
sertifikalı asmalar getirdik; iyi kalitede üzüm üretmek zorundayım. Bana göre
şarapta “şato” dönemine geçilecek ve butik şarap üreticileri iyi kazanacak”
diyor. Gürkan’ın ailesinde tarımla ilgili biri yok, şimdiye kadar toprağı hep
“inşaat alanı” olarak kullanmışlar. Garanti Bankası eski Genel Müdürü Akın Öngör
ise “öngörüsünün” sesini yıllar önce dinlemiş. Manisa Akhisar ve Sarnıç’ta 80
dönüme yakın bağı olan Öngör, şimdilik 6 bin şişeye yakın şarap üretiyor;
önümüzdeki yıllarda bu rakamın 30 bin şişeyi bulması hedefleniyor.
Sadece bağcılıkla yetinmeyip şarap üretimine hazırlanan isimler arasında
madencilik şirketleri olan İzmirli Atay Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Atay
da var. Atay, mermer ve kömür çıkartılan maden sahalarında, rehabilitasyon
amaçlı zeytin, incir bahçeleriyle bağ alanları oluşturma yoluna gitmiş. 120 bin
bağ çubuğuyla 235 dönüm bağ alanı oluşturan 38 yaşındaki Atay, işi son derece
ciddiye alarak Fransız uzmanlarla çalışıyor. Bağlara Cabernet Sauvignon,
Cabernet Franc, Petit Verdot, Şiraz ve “biraz da milliyetçiliğimiz tuttu” diye
açıkladığı (ve tabii bağların Diyarbakır’la aynı enlemde olmasından) Öküzgözü
çeşitleri dikilmiş. “Kaliteli üzüm yetiştirmek ve şarap üretmek istiyorum” diyen
Atay, şimdiden deneme üretimine başlamış.
Son dönemde aslî işi bağcılık olmayanlar arasında bağcılığa en büyük yatırımı
yapan ise AKG Group Yönetim Kurulu Başkanvekili Bülent Akgerman. “Etrafta
kaliteden uzaklaşıp kantiteye yönelen üreticiler var ve sektörde bu profilin
ağırlık kazanması beni üzüyordu. Sarafin, Gülor gibi başarılı projelerle
tüketicinin kaliteli şaraba destek verdiğini gördüm. Doğru şarabın doğru bağdan
çıkacağını bildiğimden hobi olarak araziler aldım” diye bağ yatırımını özetleyen
Akgerman, İtalya ve Fransa’da yaptırdığı toprak analizlerine göre üzüm
çeşitlerini belirlemiş. İzmir Karaburun’da 3,5 sene önce oluşturduğu 250
dönümlük bu bağın 300 dönümü aşmayacağını ifade eden Bülent Akgerman da tıpkı
Ergenekon gibi “Doğru şarap, kontrol edilebilir bağ gerektirir” diyor. Bu yıl 4
milyon Euro’luk yatırımla bir şaraphane de kurmaya hazırlanan Akgerman’ın,
“mimari özellikleriyle ve üretim kalitesi açısından çok özel bir yer” dediği
tesisin üretim kapasitesi 250 bin şişe olacak.
Akgerman’ın yatırımı ve projeleri, işin mutfağından Tülay Şahin’in savunduğu
nitelikte. Şarköy’de açtığı ofisle bağ dikimi ve bakımı yapan Ziraat Mühendisi
Tülay Şahin, "Kendi şarabını üretmeye niyetlenenler bağ almalı. Bağınızda
duramayacaksanız, başkalarına emanet edeceğiniz anlamına geliyor. Bu da inanın
asmaların tercih edeceği birşey değil. Zira zamanında sulanmıyor, budanmıyor
veya çok sulanıyor, yanlış ilaçlanıyorlar…”
Şahin, bir bağ profesyoneli olarak daha temkinli ama piyasada durum farklı.
Örneğin Şarköy’de emlâkçıların camlarında satılık bağ ilanları görmek mümkün.
Emlâkçılara göre “alanların bağcılıkta bezi yok, onlar bağevi olayını seviyor.”
Fiyatların durumu da bağdan çok evin öne çıktığını doğruluyor. Mesela, içinde 72
metrekare yeni ev olan 2,4 dönüm bağa 225 bin YTL istenirken, içinde ev olmayan
4,3 dönüm bağ 75 bin YTL’ye satılıyor.
Nedeni emeklilik yatırımı, kârlı bir iş veya romantik hayaller olabilir. Kesin
olan şu ki, yüzlerce yıllık geçmişe sahip bağcılık yeniden gözde oldu. |